326 total views,  2 views today

Merhaba,

Ülkemizin sağlık sistemindeki sorunlardan pek çok kez söz ettik, söz etmeyi sürdürüyoruz. Bu konuyla ilgili önemli ayrıntılardan bazılarını ilk paylaşımımda bulabilirsiniz. Ülkemizin sağlık alanında geçmiş yıllarda karşı karşıya kaldığı ve halen süren sorunlar beraberinde şu soruyu getiriyor: “Türkiye için nasıl bir sağlık reformu?”
Aşağıda 2006 yılında Milliyet Gazetesi Örsan Öymen Anısına İnceleme Ödülü aldığım aynı adlı makalemden önemli kesitleri sizlerle paylaşacağım.

Hepimizin Bildiği Sorunlar

● Ulusal Gelirin Paylaşılması: Türkiye’de gelir dağılımının 1980 öncesi ve sonrasındaki seyri incelendiğinde; özellikle 1980’li yıllar sonrasında giderek daha eşitsiz bir konuma gelinmiş olması dikkat çekicidir. Gelir dağılımındaki eşitsizlik 1980’li yıllara kadar temelde köykent ayrımı içinde kalmıştır ve günümüze kadar ulaşmıştır. Gelir dağılımının iyileştirilmesi ve yoksullukla mücadele, ekonomik ve sosyal açıdan Türkiye’nin gündeminde öncelikli bir yere sahiptir.

● Nüfus: Türkiye’de nüfus artış hızı 1993-2003arasında %1,6 olarak gerçekleşmiştir (WHO,2006). Türkiye nüfusunun 2030 yılında yaklaşık 90 milyon olacağı tahmin edilmektedir (Kocaman,2002). Bu hızlı yükseliş sağlık sistemindeki sorunların da artışını etkileyecektir.

● Sağlık Durumu: Türkiye’deki sağlık durumu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da gelirin eşit olmayan biçimde dağılımı, hızlı kentleşme ve sağlık bakımı sistemindeki yetersizlik nedeniyle “kötü” olarak tanımlanmaktadır (WHO,2004). Türkiye sağlık düzeyi bakımından orta gelirli ülkelerin çoğunun gerisindedir.

Çözümler

1. Türkiye’de sağlık hizmetlerinin finansmanı genel bütçeden sağlanmalıdır. Türkiye’de yaşayan her yurttaşın sağlık güvencesi kapsamı altına alınabilmesinin tek yolu budur. Elbette, bu durumda devletin vergi toplama sorumluluğu artacaktır. Türkiye’nin vergi toplamakla ilgili sorunları olduğu bilinmektedir. Bir ülkede vergi toplama konusunda başarı elde edilmeden, yalnızca sağlık alanında değil, ülkenin diğer sosyal alanlarında da sorunları çözmek olanaklı değildir. Vergi finansmanı sayesinde, sağlık hizmetleri için yurttaşlardan herhangi bir ücret istenmemelidir.

2. Türkiye’de 224 sayılı sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi ile ilgili yasanın getirdiği örgüt yapısı geliştirilerek korunmalıdır. Kırsal alanda sağlık örgütünün ilk basamağını sağlık evi, ikinci basamağını ise sağlık ocağı oluşturmalıdır. Sağlık ocaklarında tedavi edilmesi olanaklı olmayan hastalar için ilçe “kamu sağlık merkezleri” kurulmalıdır. Bu merkezlerde ayakta tedavi edilmesi gereken hastalar için gereksinim duyulan tanı/tedavi donanımı sağlanmalı; uzman sağlık insan gücü de (çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, psikiyatri uzmanı vb.) görevlendirilmelidir. İlçe nüfuslarının fazla olması halinde, birden fazla merkez kurulabilir. Bugün Türkiye’de devlet hastanelerine başvuran hastaların %5’inden daha azı yataklı tedaviye gereksinim duyan hastalardan oluşmaktadır. İlçelerde kurulacak sağlık merkezleri ve sevk zorunluluğu ile hastanelerdeki hasta yığılmasını önlemek olanaklıdır. Kamu hastaneleri nüfusa göre hizmet sunacak biçimde örgütlenmelidir. Ek olarak, siyasilerin müdahalesine kapalı bir “atama ve yer değiştirme kurulu” kurulması ve hastane başhekimleri gibi sağlık yöneticilerinin seçimle iş başına getirilmesi şarttır. Devlete ait sağlık kuruluşlarının gereksinimleri de olanaklar ölçüsünde devletin kendi kurumları tarafından karşılanmalıdır. Özel sektörden satın alınacak ilaç ve tıbbi malzemeler ise, bugün olduğu gibi tek tek hastaneler tarafından değil, saydam bir biçimde Sağlık Bakanlığı tarafından satın alınarak yurt çapındaki sağlık kuruluşlarına dağıtılmalıdır. Örgütlenmede üzerinde önemle durulması gereken bir başka nokta, iyi yetişmiş ve yeter sayıda insan gücünün sağlanmasıdır. Bu amaçla atılacak ilk adım, konunun uzmanlarıyla birlikte Türkiye’nin sağlık insan gücü planlamasının yapılması olmalıdır. Planın yapılmasının ardından, bütün sağlık çalışanları için eğitim kurumlarının standardizasyonu sağlanmalıdır.

3. Türkiye’de sağlık hizmetleri hem kamu hem de özel sektör tarafından sunulmalı; devlet özel sektörden hizmet satın almamalıdır. KDV indirimi gibi özel sektörün sağlık hizmeti sunumunu rahatlatacak önlemler alınarak, dileyen yurttaşların özel sektörden sağlık hizmeti alması kolaylaştırılmalıdır. Ancak, devlet yurttaşlarına sağlık hizmetini ülkenin her yerinde kendi sağlık kuruluşlarıyla sunmalıdır. Hizmet sunumu sırasında kamu/özel ayrımı gözetmeksizin sağlık kuruluşlarının karşılaması gereken standartlar belirlenmeli ve bu standartları karşılayamayan kurumlar kapatılmalıdır. Hizmet sunumu sırasında hasta haklarına uyulması sağlanmalıdır. Hizmet sunumunun Sağlık Bakanlığı tarafından titizlikle denetlenmesi sağlanmalı; bu amaçla bakanlığa bağlı özerk bir denetleme örgütü oluşturulmalıdır.

Şimdi bize düşen, yurttaşlarımızın sağlıkla ilgili gereksinimlerinden yola çıkarak bu çözümleri gerçekleştirme istencini göstermektir. Sağlık en temel insan hakkıdır ve bu hakkın ayrımsız her yurttaş tarafından alınabilmesi için eşit, ücretsiz ve erişilebilir bir sağlık sistemine gereksinim duyulmaktadır.

Sevgilerimle,

Kayıhan Pala

Kaynak: Pala, Kayihan. (2015). Türkiye için nasıl bir sağlık reformu?. 10.13140/RG.2.1.3949.2965. https://www.researchgate.net/publication/280230044_Turkiye_icin_nasil_bir_saglik_reformu

Kayıhan PALA

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir