131 total views,  1 views today

Şehrin içine kurulmak istenen kömürlü bir termik santrala karşı mücadele nasıl kazanıldı? Bursa, DOSAB örneği

Kayıhan Pala

Hikâye 2014 yılının Haziran ayında Bursa’nın şehir merkezinde yer alan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde (DOSAB) “Buhar ve Enerji Üretim Tesisi” adıyla kömürlü bir termik santralin planlanmış olduğunun ortaya çıkmasıyla başladı. Söz konusu tesisin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) başvuru dosyasına göre DOSAB Müdürlüğü tarafından, Bursa’nın merkez Osmangazi İlçesi içerisinde Demirtaş Organize Sanayi Bölgesinin buhar ve enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla kömürlü bir termik santral planlanmaktaydı.

DOSAB Buhar ve Enerji Üretimi Tesisi (374 MWt) santral alanı 18.279 m2 ve teknik alt yapı alanı 59.402 m2 alan olmak üzere toplam 77.682 m2 alanda kurulacak ve işletilecekti. DOSAB Buhar ve Enerji Üretim tesisinde kullanılması planlanan akışkan yataklı kazanlar iki ünite olarak teşkil edilecek ve tesis toplam 390 ton/saat buhar kapasitesine sahip olacaktı. DOSAB Buhar ve Enerji Üretim Tesisinin yılda toplam olarak 524 bin ton kömür yakması öngörülmekteydi.

DOSAB içerisinde yer alan sermaye sahiplerinin şehrin içerisinde yapılacak kömürlü bir termik santralin sağlık ve çevresel etkilerini hiç düşünmeden, enerjiyi daha ucuza elde etmek için nasıl bir yol izledikleri Alpaslan Türkkan[1] tarafından bu sitede dile getirilmişti. Okurların mücadeleyi daha iyi kavramaları için Türkkan’ın yazısını okumaları yararlı olacaktır.

DOSAB’ın şehir merkezine kömürlü bir termik santral yapmak üzere başvurduğunun duyulmasının hemen ardından, Bursa’da uzun yıllardır çevre mücadelesi veren Doğa-Der, Bursa Barosu, TMMOB ve Bursa Tabip Odası başta olmak üzere birçok meslek örgütü ve demokratik kitle örgütü bir araya gelerek ortak mücadele kararı aldılar. Bir yandan etkin bir biçimde hemen mücadeleye başlanırken, diğer yandan da bu mücadelenin bir platform dayanışması içerisinde yürütülmesi kararlaştırıldı ve 17 Ekim 2014’te “DOSAB’ta Termik Santrala Hayır Platformu” kuruldu. Platform adına bir web sayfası ile bir Facebook sayfası açıldı ve bir Twitter hesabı alındı.

Platform kısa sürede 100’ün üzerinde üyeye ulaştı ve bazı siyasi partiler de ya Platform üyesi olarak ya da çalışmalara destek vererek bu sürece katıldılar.

İlk olarak bir çalışma programı çıkartıldı. Bölgede yer alan mahalle Muhtarlarının, site yöneticilerinin ve yerel derneklerin ziyaret edilmesi planlandı. Ardından her mahallede ve çağrılı olunan her bir sitede ya da dernekte termik santrallerin sağlık ve çevresel etkilerinin halka anlatılarak farkındalık yaratılması benimsendi.

Bu çalışmalarda kullanılmak üzere TMMOB tarafından ve Bursa Tabip Odası tarafından birer kitapçık hazırlandı ve çok sayıda basılarak halka yönelik toplantılarda dağıtılmaya başlandı.

Platformun DOSAB’ta kömürlü bir termik santral yapılmasına itiraz etmesinin temel gerekçeleri şöyle sıralandı:

  • “İtiraz ediyoruz, çünkü santral kurulursa sağlığımız olumsuz etkilenecek. Bilimsel kanıtlara göre, kömürlü termik santrallerin solunum sistemi ve kalp – damar sistemi hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa, hatta kansere ve erken ölümlere yol açtığını biliyoruz.”
  • “İtiraz ediyoruz, çünkü santralden kaynaklanacak zehirli kimyasalların havamıza, suyumuza karışacak olması bir yandan asit yağmurlarına neden olacak, diğer yandan da iklimi değiştirerek küresel ısınmaya katkıda bulunacaktır.”
  • “İtiraz ediyoruz, çünkü santralin suyumuzu kirletecek olması sebebiyle bu suyla sulanacak tarım arazilerimizde yetişen gıda maddeleri kirlenecek; aynı zamanda topraklarımızın verimi de düşecektir.”
  • “İtiraz ediyoruz, çünkü santral kentin içerisine kurulmaktadır. Santralın etki alanı içerisinde yüz binlerce insan yaşamaktadır. Santralın mahallelere çok yakın olması ve hâkim rüzgâr yönünün kent merkezine doğru olması nedeniyle hava yolu ile taşınacak kirleticilerden bütün kent olumsuz etkilenecektir.”
  • “İtiraz ediyoruz, çünkü santralin kurulmasının kamu yararı yoktur. Santral yalnızca gözünü kâr hırsı bürümüş bazı patronların kârını arttıracaktır. Halkın bu projeden hiçbir kazanımı olmayacaktır. Kaldı ki ülkemizin elektrik kurulu gücü ihtiyaçtan fazladır ve bu durum bizzat Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı tarafından da dile getirilmiştir.”
  • “Bu gerçekler bilimsel olarak kanıtlandığı halde, Bursa kent merkezine kömürlü bir termik santral yapılması bir kent cinayetidir. Güzel Bursa’mızın içindeki insanlarla birlikte ölüme gönderilmesidir. BİZ BU CİNAYET GİRİŞİMİNE İTİRAZ EDİYORUZ!”

Platformun oluşturulması ve gerçekleri halka anlatmaya başlamasının hemen ardından, DOSAB yönetimi güçlü bir medya propagandası yürütebilmek amacıyla Bursa’da yerel bir medya grubuyla anlaştı ve tesisin ne kadar güzel bir tesis olduğunu hatta kurulması halinde havayı nasıl temizleyeceğini (!)  anlatmaya başladı. Hazırladığı bir kitapçığı söz konusu yerel gazete ile halka ücretsiz olarak dağıtmaya başladı.

Bunun üzerine Platform adına TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi tarafından, DOSAB tarafından hazırlanan kitapçığı çürüten yeni bir kitapçık hazırlandı ve Bursa’nın en büyük yerel medya kuruluşunun desteğiyle halka dağıtıldı.

Bu mücadelenin öne çıkan taraflarından birisi yerel medya kuruluşları arasındaki rekabet ve mücadele olmuştur. Yerel bir medya grubu şehrin içerisine kurulması planlanan kömürlü termik santrali desteklemiş, bir diğer yerel medya grubu ise DOSAB’a kömürlü termik santral yapılmaması için etkin bir mücadele vermiştir. Açık olarak söylemek gerekirse, her iki grubun da tutumları kendi gruplarının çıkarlarına göre belirlenmiştir. DOSAB’ta termik santral kurulmasına karşı çıkan medya grubunun çevreci olduğu için böyle bir tutum aldığını söylemek olanaklı değildir.

Aslına bakarsanız bu hikâyenin asıl kahramanı kömürlü termik santralleri büyük teşviklerle destekleyen AKP Hükümetleridir. Yalnızca 2015 yılında Hükümet tarafından kömüre 24,2 milyar dolar (GSMH’nın %2,8’i) teşvik sağlanmıştır. Sermaye sahipleri de hem bu teşviklerden yararlanmak hem de elektrik ve buharı ucuza getirmek için kolları sıvamıştır. DOSAB kömürlü termik santralinin ÇED sürecinde resmi kurumlardan alınması gereken olumlu görüşleri bizzat bazı AKP Bursa milletvekillerinin takip ettiği iddia edilmektedir.

AKP milletvekilleri demişken 7 Haziran 2015 genel seçimleri öncesinde 27 Mayıs 2015’te, Platform tarafından Bursa milletvekili adaylarına yönelik olarak düzenlenen bir etkinlikten söz etmek gerekir. DOSAB’ta kömürlü termik santral kurulmasına karşı imza istemek amacıyla milletvekili adayları için düzenlenen “Söz veriyorum” adlı imza kampanyasına hiçbir AKP milletvekili adayının imza vermediğini söyleyelim.

Resmi kurumlardan alınması gereken olumlu görüşler derken, Bursa İl Halk Sağlığı Müdürlüğünün tutumunu paylaşmak gerekir. İl Müdürlüğü ÇED başvuru aşamasında kömürlü termik santral için önce olumlu görüş bildirmiştir. Ancak Platformun farkındalık çalışmalarının ve kamuoyu tepkisinin etkisiyle birkaç ay sonra görüşünü değiştirmiş ve “Bir halk sağlığı anabilim dalından olumlu görüş alınması koşuluyla” olumlu görüş verilebileceğini ÇED raporunu hazırlayanlara bildirmiştir. Bunun üzerine dönemin Valisi İl Halk Sağlığı Müdürünü görevden almış ve yerine vekâleten görevlendirilen İl Sağlık Müdürü de bir halk sağlığı anabilim dalından görüş alınması gerektiği konusunda ısrarcı olmuştur. Ancak ne hikmetse (!) Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı yanı başlarında dururken, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu aracılığıyla önce Hacettepe Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nın kapısı çalınmış, oradan bu konuda görüş alınamayınca Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr.Mustafa Necmi İlhan adlı kişiden “Olumlu görüş” alınarak ÇED raporuna eklenmiştir.

Dava dosyasından öğrenildiği kadarıyla Prof.Dr.Mustafa Necmi İlhan her hangi bir veri ve bilimsel referans kullanmadan, uzmanı olmadığı bir konuda, kirletici oluğu bütün dünyada bilinen kömürlü termik santral hakkında olumlu görüş bildirdiği için hakkında açılan soruşturma sonucunda Gazi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından cezalandırılmıştır.

Bir yandan halka yönelik toplantılar sürerken, diğer yandan da ÇED sürecine dahil olunmuş ve Platform üyeleri tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na yanıtlanması istemiyle çok sayıda soru sorulmuştur. Mücadelenin başlamasından bu yana geçen sürede, her üç dönemde de (24., 25. ve 26. Dönem) CHP Bursa milletvekilleri ve 25. Dönem HDP Bursa milletvekili soru önergeleriyle ve bilgi isteme başvurularıyla sürecin yakın takipçisi olmuşlardır.

Taraflar gerek toplantılarda, gerekse de yerel medya aracılığıyla birbirlerini eleştirmeyi sürdürürken, Bursa Kent Konseyi 12 Eylül 2014’te tarafları bir araya getiren bir toplantı düzenledi. Ancak ilginç bir biçimde DOSAB yetkilileri ve taraftarları toplantı öncesinde salona alınırken Kent Konseyi yöneticileri tarafından konuşmacı olarak çağrılanlar dışında Platform üyelerinin salona alınmak istenmemesi gerginliğe yol açtı. Platformu temsilen çağrılan konuşmacılar Platform üyelerinin salona alınmaması halinde toplantıyı terk edeceklerini açıklayınca, Platform üyeleri de toplantıya katılabildi. Dört saat süren gergin bir toplantının ardından DOSAB yönetiminin ileri sürdüğü gerekçelerin bilimsel gerçekleri yansıtmadığı açık olarak ortaya çıktı.

Çok sayıda mahallede, sitede, dernekte vb. yerlerde toplantı düzenlendi. Bazen haftada bir, bazen haftada iki mahalle toplantısı ve buna ek olarak her hafta bir Platform toplantısı ile mücadele süreci yürütüldü. Bu arada mahalle pazarlarında, dükkânlarda, kahvehanelerde ve sokaklarda Platform tarafından hazırlanan on binlerce el ilanı ve broşür dağıtıldı; imza kampanyaları düzenlendi.

Platformun halkın tepkisini örgütlediği en büyük eylem Bursa kent merkezinde 13 Aralık 2014’te düzenlenen yürüyüş ve miting oldu. Bursa’nın çevre eylemleri tarihinde en çok katılımın olduğu bu yürüyüş çok ses getirdi ve Bursa’da yaşayanların kentin merkezinde yapılmak istenen kömürlü bir termik santrale karşı mücadele kararlılıklarını açık olarak ortaya koydu.

Yürüyüşten on gün sonra 23 Aralık 2014’te Ankara’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda gerçekleştirilen ÇED İnceleme ve Değerlendirme Kurulu toplantısına katılarak kömürlü termik santralin olası çevresel ve sağlıkla ilgili sakıncaları Kurula iletildi. Ardından Bakanlık önünde bir basın açıklaması yapıldı.

Bir yandan mahalle toplantıları sürerken, diğer yandan da 22 Ocak 2015’te Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün ÇED dosyasına olumlu görüş vermesini protesto etmek amacıyla İl Müdürlüğü’ne doğru kitlesel bir yürüyüş yapıldı ve siyah çelenk bırakıldı.

DOSAB Kömürlü Termik Santralı Projesi ile ilgili olarak hazırlanan Mart 2015 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu teknik ve bilimsel eksikliklerine ve mevzuata/planlara aykırılıklarına rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından yeterli bulunarak 01.04.2015 günü itibarıyla “Nihai ÇED Raporu” olarak kabul edildi. Bunun üzerine kentin çeşitli noktalarında itiraz dilekçesi standları açıldı ve toplanan on bin imza 10 Nisan 2015’te Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne kalabalık bir heyetle birlikte teslim edildi.

Bu arada Bursa’dan milletvekili adayı olan Sağlık Bakanı Dr.Müezzinoğlu Platform tarafından DOSAB Kömürlü Termik Santralına ilişkin görüşlerini açıklamaya davet edildi. Tahmin edilebileceği gibi Bakan bu davete yanıt vermedi.

Platformun bütün itirazlarına rağmen 25 Temmuz 2015’te ÇED Raporu Bakanlık tarafından onaylandı. Böylece Platform tarafından yürütülen örgütsel mücadeleye hukuksal mücadele de eklemlenmiş oldu.

Hukuksal mücadele ile ilgili bilgi vermeden önce, Platform tarafından bir yandan da işçi filmleri festivali etkinliği, futbol turnuvası, Osmangazi Belediye Meclis toplantısına katılım, bisikletlerle protesto gibi çok sayıda etkinliğin ısrarla sürdürüldüğünü ekleyelim.

Platform hukuk mücadelesini 25 Ağustos 2015’de açtığı dava ile başlattı. Aralarında Bursa Barosu, Bursa Tabip Odası, TMMOB içerisinde yer alan odalar, Bursa Eczacı Odası, Doğa-Der, Ekoloji Kolektifi Deneği, yurttaşlar ve üç CHP Bursa milletvekilinin olduğu toplam 27 kişi/kuruluş Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının öncelikle yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle davayı açtı. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği ve Türk Toraks Derneği de davaya müdahil olarak katılma kararı aldı.

Bursa 2. İdare Mahkemesinde görülen davada, Mahkeme Heyeti Mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına 19.10.2015 tarihinde oy birliği ile karar verdi.

Mahkeme yürütmeyi durdurma kararıyla birlikte mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına da karar verdi. Mahkeme tarafından dördü Orta Doğu Teknik Üniversitesinden (Şehir ve Planlama Bölümü, Çevre Mühendisliği Bölümü, Jeoloji Mühendisliği Bölümü ve İnşaat Mühendisliği Bölümü) ve biri Ankara Üniversitesinden (Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü) olmak üzere beş kişilik bir bilirkişi heyeti belirlendi. Anılan bilirkişi heyetinin katılımı ile 11 Ocak 2016 tarihinde keşif ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirildi.

Platform Bilirkişi Heyeti içerisinde bir halk sağlığı uzmanının olmaması nedeniyle Mahkemeye itiraz etti ve bir halk sağlığı uzmanının da bilirkişi olarak görevlendirilmesini istedi. Ancak bu istek kabul edilmedi.

Bilirkişi Heyeti araştırma ve incelemelerinin ardından ortak raporunu Mahkemeye sundu. Bilirkişi Heyetinin ortak raporunu değerlendiren Mahkeme Heyeti 11 Mart 2016 tarihinde bir kez daha oy birliği ile yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Kararın sonuç bölümü şöyledir: “ÇED Raporunda tespit edilen eksiklikler ve hukuka aykırılıklar dikkate alındığında, söz konusu ÇED Olumlu Kararının,  uygulanması halinde,   gerek tesisin yatırım maliyetleri gerekse çevreye etkileri bakımından, tüm taraflar ve kent için telafisi güç ve imkânsız zararlara yol açabileceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle açıkça hukuka aykırı olan ve uygulanması halinde telafisi güç zarar doğuracağı sonucuna varılan dava konusu ÇED Olumlu Kararının, 2577 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca teminat aranmaksızın, dava sonuna kadar YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI‘na 2577 sayılı Yasa’nın 20/A maddesi uyarınca 11/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Yürütmenin durdurulması Bursa’da toplum tarafından büyük bir sevinçle karşılandı ve iptal davasının sonucu beklenmeye başlandı. Mahkeme 5 Mayıs 2016 tarihinde “Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu” kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna vararak sonucu itibarıyla oybirliği, iptal gerekçesi yönünden ise oyçokluğuyla iptal kararını verdi.

Kararda ilginç olan, Mahkeme Heyetinde yer alan tüm üyelerin iptal kararına katılması, bir üyenin ise iptal edilme gerekçelerine özellikle çevre ve sağlıkla ilgili etkilerin eklenmesini istemesi oldu. Gerekçe için azlık oyu kullanan üyenin dile getirdiği ve eklenmesini istediği gerekçeler şöyledir: “Termik santrallerin bir kentin siluetini, yaşam biçimini, kentin gelişim seyrini, ilerideki yatırım olanaklarını olumlu ve olumsuz olmak üzere bir çok açıdan etkileyeceği ve değiştireceği açık olup, bu tür yatırımların çevreye, doğal yaşama, insan sağlığına zarar verecek etkilerinin olduğu muhakkaktır. Bu nedenlerle,  temel insan hakları, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde belirtilen ilke, esas ve kriterlerin, ulusal mevzuatımızda yer alan düzenlemelerin her adımda göz önünde bulundurulması zorunluluğu bulunmaktadır.”

DOSAB’ta şehrin içine yapılmak istenen kömürlü termik santralin Mahkeme tarafından oy birliği ile iptal edilmesi Bursa’da büyük bir sevince yol açtı. “Bursa birleşti DOSAB kaybetti” pankartları başta kent merkezi ve DOSAB çevresindeki mahalleleri süslerken, ilk önce Valiliğin hemen bitişiğinde Heykel semtinde, ikinci olarak DOSAB’a yakın mahallelerden Panayır’da ve son olarak da Bursa Akademik Odalar Yerleşkesinde kutlama toplantıları düzenlendi.

Özetlemek gerekirse, şehrin merkezine kurulmak istenen kömürlü bir termik santrale karşı mücadele dayanışma ve kararlılıkla kazanıldı. Bir kez daha gösterildi ki halka rağmen sermaye sahipleri her ne kadar politikacıları avuçları içerisine almış olsalar da bir şey yapılamaz!

Platformda yer alan ve mücadeleye katkı sunan her kişiye ve kuruluşa teşekkürlerimizle.

[1] Bursa’da Ne Oluyor? (1) – DOSAB Kömürlü Termik Santrali: Ucuz elektriğin peşinde… /, http://www.halkinsagligi.org/bursada-ne-oluyor-1-dosab-komurlu-termik-santrali-ucuz-elektrigin-pesinde-alpaslan-turkkan/

admin

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir