126 total views,  1 views today

G20 içerisinde yer almak çağ atlatmaz!

Kayıhan Pala

Son yıllarda ülkemizin pek çok alanda “çağ atladığı” iddia ediliyor. Buna kanıt olarak gösterilen gelişmelerden biri Türkiye’nin dünyanın en büyük ekonomileri arasındaki yeri. IMF ve Dünya Bankası verilerine göre 2011 yılında Türkiye dünyanın en büyük 17. ekonomisi olmuş durumda. Bu nedenle de G20 diye kısaltılan grup içerisinde yer alıyor.

Peki, dünyanın en büyük ekonomileri içerisinde ilk 20 arasında yer almak, hayatın diğer alanlarında ne kadar belirleyici olabiliyor?

Sağlık alanından bazı örnekler vererek durumu açıklıkla ortaya koyalım.

Bir ülkenin sağlık düzeyini gösteren en önemli göstergeler “bebek ölüm hızı” ve “doğumda beklenen yaşam ümidi”dir.

Bebek ölüm hızı canlı doğan 1000 bebekten kaçının ilk 12 ay içerisinde yaşamını yitirdiğini ortaya koyar.

Doğumda beklenen yaşam ümidi ise bugün dünyaya gözlerini açan bebeklerin kaç yaşına kadar yaşama ümitlerinin olduğunu gösterir.

Dünyanın en düşük bebek ölüm hızı binde 2’lik değerlerle İsveç, Finlandiya ve Japonya gibi ülkelerde gözlenmektedir. Türkiye’de bebek ölüm hızı her ne kadar Sağlık Bakanlığı tarafından çok daha düşük ilan edilse de; uluslararası değerlendirmelerde binde 20’nin üzerinde tahmin edilmektedir. CIA tarafından hazırlanan dünya gerçekleri kitabında Türkiye bebek ölüm hızı ölçütüne göre 139. sıradadır. Bir başka deyişle, dünyanın en büyük 17. ekonomisine sahip olmakla öğünen ülkemiz, bebek ölümlerinde 138 ülkenin gerisindedir.

CIA tarafından hazırlanan bu kitaptaki veriyi güvenilir bulmazsanız; bu kez UNICEF verisinden söz edebiliriz. UNICEF’e göre beş yaşın altındaki çocuk ölüm hızı sıralamasında Türkiye 93. sıradadır.

Dünyada doğumda beklenen yaşam ümidi 82.7 yıl ile en uzun Japonya’dadır. Japonya’da bu yıl doğan erkeklerin 79.0 yıl, kadınların ise 86.1 yıl yaşaması beklenmektedir.

Türkiye doğumda beklenen yaşam ümidi sıralamasında 71.8 yıl ile 98. sıradadır. Ülkemizde bu yıl dünyaya gözlerini açan bir erkek çocuğunun 69.4 yıl, kız çocuğunun ise 74.3 yıl yaşaması beklenmektedir. Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında ülkemizde her iki cinsiyetin de yaklaşık on yıl daha kısa yaşam beklentisi olduğunu söylemek olanaklıdır…

Bu iki temel sağlık göstergesi dışında, Türkiye için yakıcı sorunların başında toplumsal cinsiyet eşitsizliği gelmektedir. Dünya Ekonomik Forumu tarafından her yıl hazırlanan Küresel Toplumsal Cinsiyet Farkı Raporuna (Global Gender Gap Report) göre Türkiye, 2011 yılında toplumsal cinsiyet eşitliği sıralamasında 122. sıradadır. İlk sıralarda İzlanda, Norveç, Finlandiya ve İsveç gibi ülkelerin yer aldığı raporda, Türkiye; Nijerya, Etiyopya ve Hindistan gibi ülkelerin gerisindedir.

Bunların dışında, sosyoekonomik düzey ve yaşam koşulları açısından da Türkiye’nin durumu pek parlak değildir. Ülkeleri sosyoekonomik düzey ve yaşam koşulları açısından değerlendirmek amacıyla en sık kullanılan ölçüt Birleşmiş Milletler Gelişme Programı (UNDP, United Nations Development Programme) tarafından her yıl yayınlanan “insani gelişme endeksi” dir.

İnsani gelişme endeksi, ülkeleri sıralamak/kıyaslamak amacıyla yaşam süresi, okuryazarlık oranı, eğitim ve yaşam düzeyi doğrultusunda hazırlanan bir göstergedir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini (gelişmiş, gelişmekte olan, gelişmemiş) ve bunun yanı sıra ekonomisindeki etkinin yaşam niteliğini ne düzeyde etkilediğini gösterir.

Türkiye insani gelişme endeksine göre 2011 yılında 92. sıradadır. En az bunun kadar kötü başka bir sonuç, ülkemizin bu konudaki performansıdır. Türkiye’nin kişi başına düşen ulusal gelirine göre, insani gelişmişlik endeksi sıralamasındaki yeri 25 sıra daha kötüdür. Bir başka deyişle, ülkemizin insani gelişmişlik düzeyine ilişkin performansı eksi yirmi beş (- 25) gibi oldukça kötü bir değerdir. Sıralamada yer alan 187 ülke içerisinde bu kadar ya da daha kötü performansı olan yalnızca on dört ülke bulunmaktadır. Bu ülkelere ve performanslarına bakmakta yarar var: Birleşik Arap Emirlikleri (- 27), Brunei Darussalam (- 25), Katar (-36), Trinidad ve Tobago  (-26), Kuveyt (-57), Oman (-50), Gabon (-40) , Botswana (-56), Güney Afrika (-44), Equatorial Guinea (-91), Swaziland (-27), Bhutan ( -36), Angola (-38) , Djibouti (-25). Bu ülkeleri, Türkiye’nin her hangi bir konuda kıyaslanabileceği ülkeler olarak görmeye ilişkin yorumu okura bırakıyorum…

Örnekler çoğaltılabilir. Ancak değişmeyen sonuç, büyük ekonomiye sahip olmanın, eşitsizlikleri azaltmakla ilgili olumlu bir etkisinin olmadığıdır. Hatta kapitalist sistemde en büyük ekonomiler, en derin eşitsizliklerin yaşandığı coğrafyaları göstermesi bakımından önemli bir gösterge olarak bile kullanılabilir. ABD örneği bu konuda önemli ipuçları sağlamaktadır.

Politikacılar tarafından “Çağ atlamak” ile ilgili bir iddia söz konusu olacak ise, bunun halkın yaşantısında olumlu değişimler yaratan girişimler üzerinden tartışılması gerekir. Dünyanın benimsediği pek çok sosyal göstergede en arka sıralarda yer almamıza yol açan ya da seyirci kalanların; zengini daha zengin yapan bir ekonomik büyümeyi övünç kaynağı olarak sunması kabul edilemez.

admin

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir