124 total views,  1 views today

Hava kirliliği için DSÖ sınır değerleri neden kullanılmıyor?

Kayıhan Pala

Türkiye’de hava kirliliği ile ilgili tartışmalar gerçek zemininde yapılamıyor. Çünkü havanın kirli olup olmadığına karar verebilmek için ülkemizde kullanılan sınır değerler halen çok yüksek. Hal böyle olunca da merkezi ve yerel yöneticiler “Hava kirli değil” diyerek, tartışmayı daha açılmadan kapatmaya uğraşıyor.

Bunun son örneği birkaç hafta önce İstanbul için yaşandı. Bazı bilim insanları İstanbul’da hava kirliliği sorununu gündeme getirince, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “Ulusal Hava Kalitesi İzleme ağından elde edilen veriler ışığında İstanbul İli için yaptığımız değerlendirmede; İstanbul’da hava kirliliği problemi olduğundan bahsetmek mümkün değildir.” biçiminde bir açıklama yaparak konuyu kapatmaya çalıştı.[1]

Gerçek olan şu: İstanbul’da ve Türkiye’nin başka birçok ilinde hava kirliliği sorunu var. Ancak bu sorunu tartışabilmek için konuya bilimsel bir izdüşümden bakabilmek gerekiyor.

Hava kirliliğini bilimsel olarak tartışmaya başlarken, öncelikle vurgulanması gereken konu, Türkiye’de klasik hava kirleticilerinin tümünün ölçülmemesidir. Ülkemizde (tüm illerde olmamakla birlikte) partiküler maddeler (PM10 ve PM2,5), kükürt dioksit (SO2), azot oksitler (NO, NO2, NOx), ozon  (O3) ve karbon monoksit (CO) ölçümleri söz konusuyken; örneğin hidrokarbonlar (CH4 ve N-CH4) rutin olarak ölçülmemektedir. Bu büyük bir eksikliktir.

İkinci önemli sorun, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Hava Kalitesi İzleme İstasyonları  (www.havaizleme.gov.tr) verilerine göre, yalnızca SO2 ve PM10 tüm illerde ölçülmektedir. Diğer klasik hava kirleticilerinin ölçüldüğü il ve istasyon sayısı sınırlıdır. Türkiye’de ölçülen hava kirleticilerinin ölçülen il ve istasyon sayısına göre dağılımı Tablo 1’de sunulmaktadır.

Tablo 1. Türkiye’de Ölçülen Hava Kirleticileri (2015)

Kirletici Ölçülen İl Sayısı Ölçülen İstasyon Sayısı
PM10 81 177
PM2.5 16 32
SO2 81 177
NO 31 99
NO2 31 99
NOX 31 99
O3 24 61
CO 26 50

Bir yerleşim alanında hava kirliliği değerlendirilirken yalnızca bir kirletici üzerinden tartışma yürütülemez. Tartışmanın tüm hava kirleticilerini içerecek biçimde yürütülmesi gerekir. Dolayısıyla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tüm illerde klasik hava kirleticilerinin tümünün geçerli ve güvenilir ölçümlerini yapmaya başlamadan yürütülecek hava kirliliği tartışmaları, bilimsel açıdan büyük sınırlılıklar içerecektir.

Eğer Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan Hava Kalitesi İzleme İstasyonları verilerini geçerli ve güvenilir kabul edecek olursak; bir üçüncü sorun, ülkemizde kabul edilen sınır değerlerle ilgili olarak karşımıza çıkacaktır.

Ülkemizde kabul edilen sınır değerler, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hava kalitesi rehberlerinde yer alan sınır değerlere göre çok yüksektir. Tüm illerde ölçülen iki hava kirleticisine ilişkin (SO2 ve PM10) sınır değerler Tablo 2’de sunulmaktadır.

Tablo 2. SO2 ve PM10 için sınır değerler

Hava kirleticisi Sınır değer ortalama süresi Türkiye sınır değeri (µg/m3)[2] Avrupa Birliği sınır değeri (µg/m3)[3] Dünya Sağlık Örgütü sınır değeri (µg/m3)[4]
SO2 1 saat 470 350
24 saat 225 125 20
1 yıl 20 20 20
PM10 24 saat 90 50 50
1 yıl 56 40 20

Tablo 2’de de açıkça görüldüğü gibi, Dünya Sağlık Örgütü hava kalitesi rehberinde yayınlanan sınır değerler ile ülkemizde kabul edilen sınır değerler arasında büyük farklılıklar bulunmaktadır.

Hava kirliliği tartışmalarında bir başka önemli sorun istasyonların yer seçimi ve sayısıdır. İstanbul örneğine bakılacak olursa; İstanbul’da ölçüm sonuçları açıklanan 19 istasyon bulunmaktadır. Bu istasyonların sayısının yeterliği ve yer seçimlerinin uygunluğu bir yana; İstanbul’da hava kirliliği hangi istasyon verileri baz alınarak tartışılacaktır?

Örneğin İstanbul Esenyurt’ta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hava Kalitesi Haber Bültenine göre 2015 yılının Ekim ayında PM10 24 Saatlik Limit Değer Aşım Sayısı bir ayda 14’tür[5]. Bir başka deyişle ayın yarısında sınır değer aşılmıştır. Bu durumda İstanbul’da hava kirliliği olmadığı iddia edilebilir mi? Üstelik sınır değer aşımları için Dünya Sağlık Örgütü sınır değerleri kabul edilecek olursa, aşım sayısının çok daha fazla olabileceği öngörülebilir.

Hava kirliliği çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu sorunun ortadan kaldırılabilmesi için, konunun bilimsel bir zeminde tartışılması zorunludur.

Hükümet hava kirliliğini önlemek konusunda ivedi olarak adım atmalı ve hava kirleticileri için Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen sınır değerlerin kullanılmasını sağlamak amacıyla yasal düzenleme yapmalıdır.

[1] Basın Açıklaması (07.01.2016), https://www.csb.gov.tr/turkce/index.php?Sayfa=faaliyetdetay&Id=1452

[2] Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği.

[3] EU Air Quality Standards, http://ec.europa.eu/environment/air/quality/standards.htm

[4] WHO, Ambient (outdoor) air quality and health, http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs313/en/

[5] Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Haber Bülteni Ekim 2015, http://www.csb.gov.tr/db/ced/editordosya/2015Ekim.pdf

admin

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir